İçeriğe geç

İmarda yençok ne demek ?

Şehrin Üzerine Çöken Sessizlik ve Bir Kelimenin Ağırlığı

Kayseri’de sabahlar hep aynı kokuyla başlar. Soğuk, biraz duman, biraz da ekmeğin fırından yeni çıkmış sıcaklığı… Ama bugün farklıydı. Sanki şehir değil de içimde bir şey uyanmış gibiydi. Defterimi açtığımda ilk cümleyi yazamadım. Kalem elimde kaldı. Çünkü kafamın içinde dönüp duran tek bir kelime vardı: “İmarda yençok ne demek?”

Bunu ilk kez belediyenin imar planına bakarken görmüştüm. Küçük, soğuk bir tablo içinde kaybolmuş bir ifade: “Yençok: 12.50 m”. O an hiçbir şey hissetmemiştim. Sadece bir teknik detay gibi gelmişti. Ama günler geçtikçe o kelime büyüdü, anlamını aştı, hayatıma sızdı. Sanki sadece binaları değil, insanların hayallerini de ölçen bir şeydi.

Betonların Arasında Kalan Hayaller

O gün babamla birlikte eski evimizin önünden geçiyorduk. Mahalledeki çoğu ev yıkılmıştı. Yerine yükselen gri apartmanlar, gökyüzünü parçalara ayırmıştı. Babam bir süre sessiz kaldı, sonra derin bir nefes aldı.

“Buraya da yençok 15 metre demişler,” dedi.

Sanki o anda kelimenin ne olduğunu anlamaya başladım. İmarda “yençok”, bir binanın ulaşabileceği maksimum yüksekliği ifade ediyordu. Ama bana göre sadece bir sayı değildi. İnsanların gökyüzüne ne kadar yaklaşabileceğinin sınırıydı. Daha fazlasına izin yoktu. Daha yukarısı yasaktı.

İçimde garip bir sıkışma hissettim. Çünkü çocukken o sokakta koşarken gökyüzü sonsuzdu. Şimdi ise cetvelle çizilmiş gibi keskin sınırlar vardı.

Bir Defter Sayfasına Sığmayan Düşünceler

O gece uzun süre uyuyamadım. Defterime şunu yazdım:

“Eğer gökyüzünün bile imarı olsaydı, yıldızlar kaç metreye sığardı?”

Sonra kendi kendime güldüm. Ama gülüşüm yarım kaldı. Çünkü “yençok” kelimesi aklımdan çıkmıyordu. Teknik bir ifade gibi görünse de içinde bir yaşam tarzı saklıydı. Şehirler nasıl büyüyecek, insanlar nasıl yaşayacak, hatta nefes alacak alan bile bu kelimeyle belirleniyordu.

Kayseri’nin bazı bölgelerinde 5 kat, bazı yerlerde 10 kat sınırı vardı. Ama mesele kat sayısı değildi aslında. Mesele, insanın “daha fazla”ya duyduğu özlemin bir çizgiyle durdurulmasıydı.

Çocukluğumun Sokakları ve Kapanan Gökyüzü

Çocukken annem beni elinden tutup Erciyes’e karşı yürütürdü. Gökyüzü o zamanlar çok daha genişti sanki. Bulutlar daha yavaş geçerdi. Şimdi ise apartmanlar gökyüzünü bölüyor, ışığı kırıyor, rüzgârı yönlendiriyor gibi hissediyorum.

Bir gün eski mahallede yürürken, yıkılmış bir evin duvarında eski bir boya izi gördüm. Çocukken top oynadığımız duvarın yarısı hâlâ duruyordu. Ama etrafına bakınca yeni binaların “yençok” sınırına göre dizildiğini fark ettim. Hepsi aynı yükseklikte, aynı suskunlukta.

O an içimden şunu geçirdim: “Şehirler artık hayal kurmuyor, sadece planlanıyor.”

İmarda Yençok Ne Demek ve Bir Hayatın İçine Sızışı

Merhaba! Yapkuryapi sayfasında bugün “İmarda yençok ne demek” konusunu tüm yönleriyle ele alıyoruz.

Bir gün belediyeye gittiğimde bunu sormaya karar verdim. Sıradan bir bilgi gibi görünüyordu ama benim için bir merak değil, bir iç sıkışmasıydı.

Oradaki görevli kısaca açıkladı:

“Yençok, yapı yüksekliğinin en fazla kaç metre veya kaç kat olabileceğini gösterir.”

O kadar net, o kadar soğuktu ki… Sanki bir insanın hayallerine sınır koymak gibi değildi de, bir mühendislik hesabıydı sadece.

Ama ben o an başka bir şey düşündüm. Eğer bir binanın yençok sınırı varsa, bir insanın hayalleri için de bir sınır var mıydı?

Bu düşünce içime ağır bir taş gibi oturdu.

Şehir Planları ve İçimdeki Boşluk

Eve dönerken otobüs camından dışarı baktım. Yeni yapılan binalar sıralı askerler gibi dizilmişti. Hepsi aynı hizadaydı. Hepsi aynı yüksekliğe ulaşmadan duruyordu. Sanki görünmeyen bir el “buraya kadar” demişti.

O an içimde bir kırılma oldu. Çünkü ben hep “daha yükseğe çıkmak” isteyen biriydim. Sadece fiziksel değil, hayatta da… Daha iyi bir iş, daha büyük hayaller, daha geniş bir nefes alanı…

Ama şehir bana sürekli “yençok” diyordu. Daha fazlası yoktu. Daha yukarısı yoktu.

Bir Arkadaş Sohbetinde Açılan Kapı

Bir gün arkadaşım Mert’le çay içerken konuyu açtım.

“İmarda yençok ne demek biliyor musun?” diye sordum.

Omuz silkti. “Kat sınırı işte.”

Ama benim için o kadar basit değildi. Ona uzun uzun anlattım. Şehirlerin nasıl sınırlarla büyüdüğünü, insanların fark etmeden o sınırların içine hapsolduğunu…

Mert güldü biraz. “Sen fazla düşünüyorsun,” dedi.

Ama ben fazla düşündüğümü düşünmüyordum. Aksine, ilk kez gerçekten düşünmeye başlamıştım.

Yükseklik Değil, Hissiyat Meselesi

O gün eve döndüğümde pencereden dışarı baktım. Karşı apartman tam “yençok” sınırında yükselmişti. Ne daha fazla, ne daha az. Tam olması gerektiği kadar.

Ama içimde tuhaf bir boşluk vardı. Çünkü ben hep “biraz daha fazlası”nı arayan biriydim. Belki de sorun şehirde değil, bendeydi.

Yine de içimdeki ses susmadı:

“Eğer her şey sınırlarla çiziliyorsa, insanın içindeki taşma isteği nereye sığar?”

“İmarda yençok ne demek” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Yapkuryapi ailesi olarak her zaman yanınızdayız!

Geceyle Gelen Farkındalık

Gece olduğunda şehir sessizleşti. Ama benim içim hiç susmadı. Defterimi açtım ve uzun uzun yazdım.

“İmarda yençok ne demek?”

Artık sadece teknik bir terim değildi benim için. O kelime, hayatın kendisini ölçen bir çizgi gibiydi. Binaların yüksekliğiyle birlikte insanların hayallerine de dokunan bir şeydi.

Kayseri’nin sokaklarını düşündüm. Erciyes’in gölgesini, eski mahalleleri, yeni apartmanları… Hepsinin ortak bir noktası vardı: sınır.

Ama sonra başka bir şey fark ettim. İnsanlar bu sınırların içinde bile yaşamaya devam ediyordu. Çocuklar yine top oynuyor, insanlar yine balkonlarda çay içiyordu. Belki de mesele sınırlar değil, o sınırlar içinde nasıl yaşadığımızdı.

İçimde Büyüyen Sessiz Kabul

Sabaha karşı defteri kapattım. Artık içimde bir ağırlık vardı ama bu ağırlık eskisi gibi rahatsız edici değildi. Daha çok anlamlandırılmış bir şey gibiydi.

“Yençok” artık sadece bir imar terimi değildi benim için. Hayatın bize çizdiği sınırların adıydı. Ama aynı zamanda o sınırlar içinde bile yükselmenin yolları vardı.

Belki binalar metreyle ölçülüyordu ama insanlar başka şeylerle yükseliyordu: duygularla, anılarla, kayıplarla, umutlarla…

Ve ben ilk kez şunu hissettim: her şey sınırlı olsa bile, içimdeki yükseklik hiçbir plana sığmıyordu.

Buna da Göz Atın: İki narsist anlaşabilir mi ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino.online