Sümeyye Anneyi Kim Öldürdü? (Biraz Mizah, Biraz Gerilim)
Öncelikle, “Sümeyye annemizi kim öldürdü?” sorusunu duyduğumda aklıma gelen ilk şey, bir dedektif romanı ya da aksiyon filmi gibi bir senaryo. Ama hayır, konumuz biraz daha farklı. Ne yazık ki, Sümeyye annemiz bir gerçek kişi değil, günlük hayatımızda karşılaştığımız bir tür figür haline gelmiş, bir arketip. Hem de öyle bir arketip ki, bazen karşımıza geçmişin, bazen de geleceğin “gizemli cinayetlerine” dönüşebiliyor. Hadi gelin, bu soruyu biraz mizahi ve yaratıcı bir şekilde çözmeye çalışalım. İzmir’de, 25 yaşında, her konuda espri yapan ama içten içe fazla düşünen biri olarak, en iyi bildiğim şey de işte bu kafa karıştırıcı meseleler.
Sümeyye Annemiz Nerede Başladı?
Öncelikle Sümeyye annemizin kim olduğuna bir göz atalım. Sümeyye annemiz, aslında tam olarak bir “anne” değil. O, her birimizin hayatında bir noktada karşılaştığı, sıradan ama bir o kadar da “gizemli” bir figür. Bazen annemizin “hadi bakayım, işte böyle yap” dediği, bazen de “neden bu kadar düşünüyorsun, gözünü seveyim” dediği o anları hatırlayın. Sümeyye annemiz, hepimizin hayatına anlık bir tanıdık gibi girip çıkıyor. Hani bazen mahalledeki komşu kadını düşünün… O kadar tanıdık ama bir o kadar da gizemli!
Ve evet, “Sümeyye annemizi kim öldürdü?” sorusu burada başlıyor. Çünkü bazen düşünüyorum, bu kadar meşguliyet ve telaş içinde kimse Sümeyye annemizin yokluğunu fark etmiyor. Ve işte, o an geliyor… “Kimse gerçekten onu öldürdü mü, yoksa o kendini mi kaybetti?” diye sormaya başlıyorum. Hani dedik ya, bazen her şeyi fazla düşünmek, insanı bir yere götürüyor.
Sümeyye Annemizi Kim Öldürdü? (Gerçekten Ciddi Misin?)
Şimdi burada gerçek bir cinayet işlenmiş gibi de algılamayın. Kimseyi öldürmedik, sadece biraz kafa karıştırıcı bir soru sormak istiyorum. Bu soru, aslında Sümeyye annemizin sürekli, evet sürekli, hayatımızda olan o varlığını sorgulamak için atılmış bir adım. Yani “kim öldürdü” demek, aslında “bu kadar sıkıcı, bu kadar gürültülü, bu kadar karmaşık hayatta kim bizi anlamaz hale getirdi?” demek. Sonra bir bakıyorum, etrafımda herkes “sürekli bir şeyler düşünüyorsun” diyor, ben de kendi kendime “Sümeyye annemizi kim öldürdü?” sorusunu soruyorum. Tıpkı bir dedektif gibi, aklımı kaybetmeye başlamışken.
Bunu düşündükçe kendimle dalga geçiyorum. “Kardeşim, Sümeyye annemizi kim öldürdü?” derken, belki de gerçekten işlerin bu kadar karmaşık olmasına sebep olan biziz. Yani hayatımızda o kadar çok çözülmemiş mesele varken, belki de çözmemiz gereken tek şey, aslında o kadar büyütmeye gerek olmayan şeyler. Öyle ya, bazen kafada dönüp duran sorunlar, sonuçta sadece birer sanrı.
Sümeyye Anneyi Kim Öldürdü? – Ya da Kim Hayatta Bıraktı?
İçsel bir sorgulamaya dalmışken, birden çevremdeki herkesin de “Sümeyye annemizi kim öldürdü?” sorusunu sormaya başladığını fark ediyorum. Aslında, sorunun cevabı çok basit. Sümeyye annemizi öldüren, belki de bizim her gün aynı şeyleri yapmamız, aynı telaş içinde kaybolmamız, biraz da başka şeyleri çok fazla ciddiye almamızdır. Bu kadar karmaşık, sürekli değişen dünyada kimse durup düşünmeye zaman bulamıyor. Bu yüzden de Sümeyye annemiz kayboluyor ve biz onu bir şekilde hayalimizde ya da kafamızda öldürüyoruz.
Mesela geçen gün bir arkadaşım bana “Bunu böyle yapman lazım” dediğinde, içimden “Senin Sümeyye’n ölmüş de, sen hala aynı şeyi yapmaya çalışıyorsun,” dedim. Evet, bazen gerçekten böyle oluyor. O kadar çok şey yapmaya çalışıyoruz ki, aslında ne yapmamız gerektiğini tam olarak bilmiyoruz. Ama Sümeyye annemizi kim öldürdü? sorusunun cevabı bir yerde gizli: Belki de hepimiz bir şekilde Sümeyye annemizin öldürülmesine katkıda bulunuyoruz.
Ve Sonra, Gerçekten Kim Öldürdü?
Şimdi, “Sümeyye annemizi kim öldürdü?” sorusunun gerçek cevabına biraz daha yaklaşıyorum. Belki de bu sadece bir metafor. Ya da bir tür sembol. Çünkü herkesin hayatında bir “Sümeyye” var. Bu kişi bazen annemiz, bazen en yakın arkadaşımız, bazen ise tanıdık bir komşu oluyor. Ama bu kişi bir şekilde, bizim hayatımıza bir şeyler katar ve sonra bir anda kayboluyor. Peki, kim öldürüyor? Kimse. Belki de sadece hepimizin kendi içsel kaosları ve huzursuzlukları onu unutturuyor.
Ve bir an durup şunu düşünüyorum: Eğer Sümeyye annemizi kim öldürdü? sorusu gerçek olsaydı, gerçekten bu kadar karmaşık olur muydu? Belki de hayatın karmaşıklığı, gerçekten neyin önemli olduğunu ve neyin boş olduğunu anlamamıza engel oluyor. Belki de bu yüzden “Sümeyye annemizi kim öldürdü?” sorusunun cevabını ararken, aslında hayatın bize ne sunduğuna göz atmalıyız.
Sümeyye Annemiz, Gerçekten Kayboldu Mu?
Sonuçta, Sümeyye annemiz gerçekten kaybolmuş muydu? Hayır, aslında bir yerde hala yaşıyor. Belki de bizim unutmuş olduğumuz basit bir gerçek. Düşünürken kaybolan, o kadar çok şey var ki. Bazen her şeyin bu kadar karmaşık olması, sadece bizler tarafından yaratılıyor. Kimseyi suçlamadan, sadece “Sümeyye annemizi kim öldürdü?” sorusunun derinliklerine dalmak yeterli olabilir. Çünkü bazen soruların cevabını bulmak, sadece kendimize sormaktan geçiyor.