04:00 Sabah mı, Akşam mı?
Saat 04:00, sabah mı akşam mı? Bu soruyu sorarken bile, zamanın nasıl bir kayboluş olduğunu hissediyorum. Kayseri’nin soğuk gecelerinde, bazen gece yarısına kadar uyanık kalıp, içimde biriken her şeyi günlüğüme dökmek beni o kadar rahatlatıyor ki. Ama o saat geldiğinde, bir gariplik hissi içimi kaplıyor. Bir tarafta günün başı, bir tarafta ise gece yarısı. Bu ikilikte kaybolmak bazen garip bir huzur, bazen de derin bir boşluk bırakıyor.
Geceyle Bütünleşen Saatler
Geçen gece, saat 04:00 civarlarında odada yalnızdım. Kapalı perdeler, dışarıdan gelen soğuk rüzgarı engelleyen dört duvar arasında, sadece klavyemin tıklama sesleri ve kafamda dönen düşünceler vardı. Bu saatte herkes uyuyor, herkesin uykusunda kaybolduğu bir an. Birden, içimde bir boşluk hissettim. Her şey birden hızla değişiyor gibi, bazen bu dünyadan tamamen kopmak istiyorum, bazen de bir an olsun hiçbir şeyin farkında olmamak… Ama bu gece, her zamanki gibi, sabah mı akşam mı olduğuna dair kafamda bir soru işareti vardı.
Sabah mı akşam mı? Sabah olursa işler başlar, herkes uyanır, hayat rutinine devam eder. Ama akşam da bir başka haldir. Akşam, insanların sessizliğinde kaybolduğun bir zaman dilimi gibi. Saatin 04:00 olması, aslında bir bakıma o sınırda yaşamaktır. Gündüzle gece arasında, tam ortada bir yerde durmak. Her şeyin mümkün olduğu bir yer. Bir tür hayal kırıklığı içinde, ama bir o kadar da heyecan verici.
Kafamdaki Düşünceler ve 04:00’ın Yalnızlığı
Sabahı beklemek, ama sabaha geçiş yapamamak… Bir tür tıkanıklık gibi. Düşüncelerim sürekli döngüde, bir yanım hala güne başlamanın heyecanıyla dolarken, diğer yanım geceyi uzatmaya çalışıyor. Kafamdaki düşünceler arasında kayboluyorum. O kadar sessiz ki, insanın kendi kalp atışlarını duyması gibi. Bir yanda “Sabah olacak, uyanmalısın, işin var, gitmen gereken yerler var” diye bir ses, diğer yanda ise “Bir dakika daha kal, geceyi yaşa, sabah seni bulmaz” diye bir başka ses.
Saatin 04:00 olması, sabahın ilk ışıklarına doğru adım atmak için hazırlık yapmanın zamanı demekti. Ama aynı zamanda, geceyi bir adım daha uzatma şansıydı. Bir yandan tüm dünyadan, tüm sorumluluklardan kaçış gibi, bir yandan ise hep ertelenen bir şeyin bekleyişi. O an, hayatın ne kadar hızlı geçtiğini, ne kadar çaresizce bazı şeyleri ertelediğimi düşündüm. Sabahı beklerken, aslında sadece zamanı geçirmiş oluyordum.
Huzur ve Hüzün Arasındaki İnce Çizgi
Saat 04:00’ı geçerken, aslında sabaha geçişin hüzünlü bir anlam taşıdığını fark ettim. Geceyi bırakıp sabaha adım atmak, o kadar çok şeyin geride bırakılması demekti ki. Bir bakıma huzur bulduğum, kendi içime çekildiğim, tek başıma kalıp düşüncelerimi boşaltabildiğim geceyi bırakmak zordu. Sabah, herkesin başlaması gereken şeylerin başlangıcıydı. Ama akşamda, günün bitmesiyle her şeyin geçici olduğunu hatırlıyordum. Ne olursa olsun, her şey yeniden başlayacaktı. 04:00, bu başlangıcın dağınık bir yansımasıydı.
O anda, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, biraz daha kararlı ve biraz daha hazır hissettim. Ama aynı zamanda bir hüzün vardı. Geceyi bırakmak, sabaha adım atmak zordu. Çünkü geceyle birlikte kaybolan şey, bazen yalnızca zaman değil, bir tür güven hissiydi. O sessizliğe alışmak, bir tür huzur veriyordu, ama sabahın ışıkları her şeyi yeniden düzenleyecek, her şey tekrar hareketlenmeye başlayacaktı.
Sonunda Hangi Saat?
Saat 04:00, sabah mı akşam mı sorusunun cevabını vermiyor. Belki sabah, belki akşam, belki de ikisinin ortasında bir şey. Ne zaman başladığı belli olmayan, ne zaman biteceği de bilinmeyen bir dönem. Gecenin sonuna yaklaşırken sabaha bir adım daha atıyorsun, ama hala geceyi yaşamak istersin. 04:00, bir geçiş anıdır, bir nevi limbo gibi. Tam olarak ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyorsun. Ama belki de bu belirsizlik, bu ikilik, güzeldir. 04:00, zamanın ve duyguların karıştığı bir aralıktır. Ve o aralıkta kaybolmak, insanı hem huzurlu hem de hüzünlü hissettirir.
Bazen, işte o saat geldiğinde, ne yapacağımı bilmeden beklerken, sabahın gelip gelmeyeceğini düşünürüm. Ve sabah gelir. Tıpkı zamanın akışında olduğu gibi, her şey bir şekilde başlamalıdır. Ama 04:00, hala içimde bir yerlerde kalır. Ne sabah, ne akşam, sadece bir zaman dilimi… Ve belki de sabah, akşamın bitişiyle, yeniden başlayacaktır.